Bir telaş, bir yere yetişmek için, hızlı hızlı adımlar, kapalı bir hava ama sırtı hafif terli her nefesinde buharı çıkıyor ve nefes sesini kendi duyacak kadar sessiz bir an...
Aslında ne de zahmetlerle hazırlanmıştı, güneş doğmadan kalkmış sporuna başlamıştı...
Bir tartışma sonrası sessizliği, herkes içindekini söylemiş ama kaygılı, boş boş duvara bakan gözler ve keşkeler ve pişmanlık... Diğer yanda; öfkesini burnundan soluyan ve sözlerini yuttuğu birinin anı...
Oysa öncesinden gelen olaylara ne de önemsiz bakmıştı da üzerinde durmamıştı...
Güzel bir barış yemeği... Kalabalıklar, gülüşmeler, kahkahalar... İki küsün birbirine baktığı, insanların vedalaştığı, herkes gittikten sonra kapanmayan o sahne... Önce derin bir sessizlik, barışan nasıl barıştığını bilmeden... Affeden affın ne olduğunu bilmeden...Kimsenin bakmak istemediği o an.
O AN...
Barışırken ki çekilen fotoğrafta, her şeyi nasıl da unutmuş gibi gözüküyorlardı...Haklarından vazgeçmiş kişiler.
İki rakip... İkisi dişli...İşte şimdi kavga zamanı, birbirlerini dinlemeden itirazlar, bağrışmalar, eski kinlendiği olayın acısını çıkarma amaçları... Çekinmeden merhametsizce bağıran kişiler. Derdi sadece kendi sözünü söylemek olan, karşıdakinin söyleyeceğine hiç değer vermeyenler ve sadece kendini tatmin etmek için konuşanlar...
Söyleyeceği laflarını, canını yaksın diye nasıl da önceden hazırlamıştı da, hırsımı alayım derken o çirkin tavrını nasıl da ortaya dökmüştü... Ve kendisini de insanların içinde nasıl da küçük düşürmüştü...
Bir nişan töreni…Bütün fotoğraflar çekilmiş; gözler mutlu çiftlerden çevrilip sohbetlere dalmış ve kalabalığın içinde yalnız kalmış iki çift... Ne yapılacağını bilmeden, günün bitmesini beklediği ve yapılan anlamsız hareketleri fark ettiği an...
Nasılda egosuna uymuştu, provalarda o anlamsız ritüeller... Egosuna uyunca seste çıkaramamıştı, şimdi tören alanında pişmanlığını yaşarken... Belki daha sade ama daha samimi olabilirdi... Fotoğrafçıdan daha güzel fotoğraflarla...
İnsanlar her zaman son ânı çekerler, olması gerekene değil görünen fotoğrafa bakarlar, öncesiyle veya sonrasıyla ilgilenmezler, pozunu veren de sadece görünecek kısımla ilgilenir, en anormali normalleşir...
Herkesin biçime baktığı bir yerde içerikle ilgilenmeye başladığında ilişkilerin uzun vadeli olur...
Andaki görüntünün güzel gözükmesinin tek yolu, fotoğraftan önce yaptığın güzel davranışlarla oluşur...
Bir mektup; zarfı çok renkli ve pahalı pullara sahip...İçinde ise yazısı olmayan boş bir kağıt...Aslında ne kadar da saçma değil mi?
İçi boş ama çok pahalı ve şık bir zarf...Herkes zarfını övmüyor muydu zaten? Sen de zarfı süslemek için uğraşmadın mı?
Şimdi kim anlar olayların gerçeğini?
Zarfı getiren mi?... Zarfı gören insanlar mı?... Zarfın asıl sahibi mi?
Deneyimsel Tasarım Öğretisi der ki;
“Tepkilerinizin anda doğru olmasını istiyorsanız tepkinizden önceki hazırlığınızın doğru olması gerekiyor”
“Bir şeyi güzelleştirmek istiyorsan önce içinden başlaman gerekiyor”
Peki, insan nasıl anlar tepkilerinin içeriğini?
Her davranış bir düşüncenin üründür…
YanıtlaSilAyakkabı fiyakalı ama çoraplar delik, tıpkı günümüzdeki iletişimler gibi...
YanıtlaSilÇok güzel bir yazı olmuş 👏
YanıtlaSilYorum Gönder
Teşekkürler